Doğal diş macunu: Çay

İçerdiği florür sayesinde plak oluşumunun azalmasına yardımcı olan çay ağızdaki bakterileri de kontrol altında tutuyor.

Çayda bulunan florür, diş minesini kuvvetlendiriyor. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İlkay Tosun; çayın, bazı kanser türlerinden kolesterole kadar birçok hastalığı iyileştirici özelliği olduğunu belirtiyor.

Çayın bilinen faydalarının dışında diş sağlığı için de yararlı olduğunu belirten Tosun, “Çay doğal olarak florür içerdiği için diş minesini kuvvetlendirir. İçeriğindeki florür sayesinde çay ayrıca ağızdaki bakterileri kontrol altında tutar. Böylece diş yüzeyinde plak oluşumunun azalmasına da yardımcı olur” diyor.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Ocak 20th, 2007 by admin | | 0 Comments

Ağrıyı ilaçla geçiştirmeyin

Şiddetli baş ağrılarının beyin kanamasının habercisi olabileceğini biliyor muydunuz?

Şiddetli baş ağrıları beyin kanamasının habercisi olabildiği için bu tür ağrıyla karşılaşanların ilaç alıp ağrıyı geçirmek yerine, en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekiyor.

Bilinen baş ağrılarından farklı olarak gelişen, şiddetli baş ağrısı, göz kapağında düşme, şuur bozukluğu ve kusmanın beyin kanamasının belirtileri olabileceğini anlatan Prof. Dr. İbrahim Bora, beyin kanaması geçiren hastaların yüzde 30-50’si öldüğünü kurtulanların ise sakat kalma riski olduğunu belirtiyor.

Hastalar bazen beyin kanaması geçirdiklerinin farkına bile varmıyorlar. Beyin kanaması geçirdikleri daha sonra yapılan tetkiklerde anlaşılıyor.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Ocak 20th, 2007 by admin | | 0 Comments

Kadınlar sabahları daha aksi

Birçok erkek sabahları kadınların uykusuzluk sebebiyle suratsız ve çekilmez olduğunu söylüyor.

Kadınlar sabahları suratsız olmakla kalmıyor, aynı zamanda bu aksi ruh halini uzun süre devam ettirebiliyor.

Araştırmada, erkeklerin yüzde 24′ü sabahları yataktan asla suratsız bir şekilde kalkmadıklarını söylerken, kadınlarda bu oran sadece yüzde 14 oldu.

Araştırmada ayrıca, bu ruh halinin kadınların yüzde 13′ünde 2 ile 4 saat sürdüğü, oysa aynı süre boyunca suratsız olan erkeklerin oranının yüzde 10 olduğu ortaya çıktı.

Ankete katılanların yüzde 41′i sabahları huysuz olmalarının başlıca nedeninin uykusuzluk olduğunu söyledi.

Uyku Konseyi’nden Jessica Alexander kadınların suratsız olmasının belki de uyku kalitesiyle açıklanabileceğini belirtti.

Kadınların sadece yüzde 9′u her gece iyi uyurken bu oran erkeklerde yüzde 15. Her 10 kadından 3′ü uyku sorunlarından partnerlerinin horlamasını sorumlu tutarken, erkeklerin sadece yüzde 13′ü partnerlerinin horlamasından yakındı.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Ocak 20th, 2007 by admin | | 0 Comments

Reflü mü astım mı?

Reflü birçok kişide ses kısıklıklarının ve boğaz problemlerinin araştırılması sırasında ortaya çıkıyor.

Reflü tanısında hasta hikayesi çok önemli. İstanbul Cerrahi Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel, “Ağzına mideden yukarı doğru acı su gelen, göğüs kemiği arkasında yanmalar olan ve ilaçlarla rahatlayıp bunları almadığında şikayetleri aynen geri gelen bir kişi büyük olasılıkla reflü hastasıdır. Tanı için ilk yapılması gereken endoskopi yani hortumla mideye bakmaktır. Tanı güçlüğünde ise PH metre ve çok daha yeni olarak da empedans ölçümlerini kullanıyoruz” diyor.

Başka hastalıklarla karıştırmayın

Reflü birçok kişide ise sık tekrarlayan ses kısıklıklarının ve boğaz problemlerinin araştırılması sırasında ortaya çıkıyor. Reflüye bağlı geniz-boğaz problemi olanlar sabah uyandıklarında şikayetlerinin fazla olmasından yakınıyor. Yatar pozisyonda yer çekiminin koruyucu etkisinden mahrum olan hastalar, uyku durumunun bilinçsizliğinin de etkisi ile genizlerine kadar yükselmiş olan asitin etkisine maruz kalıyor. Ayrıca erişkin yaşta ortaya çıkan astım hastalığının çoğu kez nedeni reflü hastalığı. Bunun nedeni ise reflüsü olan bir kişi gece yattığında farkında olmaksızın ağzına ve oradan da akciğerine gelen çok az miktardaki ‘asit’in burada yaptığı hasar.

Hava yollarına sürekli kaçan asit, hava yollarında spazmlara yol açarak aynen klasik astım bulgularına yol açabiliyor. Yutma borusu alt ucu sinirleri ile hava yollarının sinirlerinin beyinde ortak yollar kullanmaları sonucu refleks bir mekanizma ile de reflü, astım benzeri durumlara yol açabiliyor. Ataklar şeklinde gelen öksürük krizleri, hışıltılı solunumla karakterli astım tablolarına reflü neden olabiliyor. Bu hastalar bazen yıllarca yanlış tedavilerle oyalanıyor.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Ocak 20th, 2007 by admin | | 0 Comments

Başımız gittikçe büyüyecek

20’lik dişlerin çıkmasıyla daralan çene boyutu gittikçe küçülecek ve gelecekte insanoğlu 24 dişli olacak.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı Başkanı ve Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlter Uzel, yaptığı açıklamada, yaşam ve beslenme tarzındaki değişimler, gelişen teknolojinin neden olduğu hareketsiz yaşam gibi birçok faktörün insanoğlunun evrimsel değişimini hızlandırdığını, anatomisinde değişim yarattığını bildirdi.

Uzel, “Örneğin, eskiden ulaşım atlarla yapılırken bugün at binme sadece spor amaçlı oldu. İnsanoğlu eskisi gibi doğal ürünlerle beslenmiyor. Teknolojinin neden olduğu tembelleşme de doğal olarak vücudun anatomisine yansıyor” dedi.

İnsanoğlunun yaşadığı evrimsel değişimin özellikle diş ve çene yapısında yoğunlaştığını, çenenin daraldığını, arkaya doğru çekilerek kısaldığını, bu nedenle yukarı doğru baskı yapan çenenin ise kafatasında büyümeye neden olduğunu anlatan Uzel, şunları söyledi:

”Çenedeki daralma ve kısılma nedeniyle kendine yer bulmakta zorlanan dişler çarpıklaşıyor. 20′lik dişlerin sürmesinde yaşanan sorunlar da yine bu değişimden kaynaklanıyor. Bu diş çıkarken zorlandığı için yanındaki dişlerin de çarpıklaşmasına neden oluyor.”

Son yıllarda çarpık dişler gibi ortodontik sorunlardaki artışın da bu değişimden kaynaklandığını, çenedeki geriye çekilme, daralma ve kısalmanın yanı sıra diş boyutlarının da küçüldüğünü belirten Uzel, ”Yaptığımız araştırmalarda elde ettiğimiz bulgulara göre, ayağa kalkan ilk insanın diş boyutlarıyla, günümüz insanının diş boyutu arasında yüzde 30 kadar küçülme var” diye konuştu.

Binlerce yıl sonra evrimsel değişim nedeniyle insanın 32 yerine 24 dişli olacağını ifade eden Uzel, ”Lateraller dediğimiz yan kesici dişler ile alttaki ikinci küçük azı dişler olmayacak” dedi.

Uzel, Çatalhöyük başta olmak üzere Anadolu’da yaptıkları araştırmalarda, insanoğlunun çenesinin 7 bin yıldır küçüldüğünü tespit ettiklerini kaydetti.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Ocak 20th, 2007 by admin | | 0 Comments

Boyundaki şişlikler neyin habercisi?

Boyun bölgesinde meydana gelen şişlikler çoğu zaman bulaşıcı bir hastalığın belirtileri olabiliyor.

Zaman zaman yetişkinlerin veya çocukların boyun bölgesinde şişlikler ve tanımlanamayan kitleler oluşur. Aileleri tedirgin eden bu şişliklerin bazıları evde alınabilecek basit önlemlerle tedavi edilebilir. Kimi şişlik ve kitleler ise ciddi sorunların habercisidir ve mutlaka bir uzman tarafından kontrol edilmelidir.

Sebepleri

Kulakların alt, ön ve arka kısmında, boynun her iki tarafında veya arkasında, ya da koltuk altlarında veya kasıklarda meydana gelen yumru gibi şişliklerin ne anlama geldiğini Alman Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Tamer Haliloğlu anlattı:

Enfeksiyon: Vücudunuzun iki veya daha fazla bölgesindeki bezler şişti. Ateşiniz olabilir ve kendinizi hasta hissediyorsunuz. Pek çok virüs bezlerde şişme yapabilir. Saç derisi enfeksiyonu boynun arkasındaki bezleri şişirebilir. Mantar da dahil, ayaklardaki enfeksiyonlar kasık bezlerini şişirir. Cinsel yolla bulaşan bazı hastalıklar da şişmeye yol açabilir.

Öpücük hastalığı: Boyun, kasık ve koltuk altı bezleriniz şişti ve yüksek ateşiniz, şiddetli boğaz ağrınız var. Bu durumda halk arasında öpücük hastalığı olarak bilinen İnfeksiyöz-mononükleöz hastalığından şüphelenilebilir.

Kabakulak: Çene ucuyla kulakların arasında şişlik varsa; bu duruma düşük ateş, kulak ağrısı, baş ağrısı ve yorgunluk da eşlik ediyorsa bu belirteler ışığında kabakulaktan söz etmek mümkündür. Kabakulak geçiren birisiyle temas etmiş olmak kabakulağın nedenleri arasında yer alır.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Ocak 20th, 2007 by admin | | 0 Comments

Türkiye’de kısır sayısı artıyor

Türkiye’de 2 milyon kişinin kısır olduğunu ve 150 bin çiftin tüp bebek için beklediğini biliyor muydunuz?

Sağlık Bakanlığı verileri, Türkiye’de 2 milyon kişinin kısır olduğunu, 150 bin çiftin tedavi için beklediğini ve Türkiye’de kısırlığın giderek arttığını ortaya çıkardı.

Kısırlık ve Tüp Bebek Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, aşırı zayıflığın da kısırlık nedeni olduğunu bildirdi. Prof. Yaralı, hamilelikte az kilo alma modasının da sakıncalarına değinerek, en az 8, en fazla 20 kilo alınmasının ideal olduğunu vurguladı.

Yaralı, hamileliğin özellikle ilerleyen aylarında topuklu ayakkabı ve streç kıyafetler giymekten kaçınılması gerektiğini kaydetti.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Ocak 20th, 2007 by admin | | 0 Comments

Çikolata kistine dikkat!

İlişki sonrasında ağrı, adet döneminde ağrı, ishal ve damla şeklinde kanamanız mı var?

Türkiye’deki hastalarının bir bölümü çikolata kistinden dolayı kaynaklanan kısırlığı yaşıyor. Peki ya kadınların doğal yollardan çocuk sahibi olma ihtimalini zorlaştıran, halk arasında çikolata kisti olarak bilinen endometriozis (çikolata kisti) hastalığı nedir? Kadın Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Hakan Özörnek, endometriyozis ile ilgili merak edilenleri açıkladı.

Endometriyozis, kadın üreme sisteminin sık görülen ve genellikle ağrılı bir hastalığıdır. Bu hastalıkta, normal olarak rahmin içini çevreleyen özelleşmiş bir doku tipinin (endometriyum) rahim dışına, çoğunlukla da tüplere, yumurtalıklarınıza ya da leğen kemiğini çevreleyen dokunun üstüne yayılmasıdır. Nadiren endometriyal doku leğen kemiği alanının dışına da yayılır.

Adet döngünüz süresince hormonlar olası bir hamileliğe hazırlanmak amacıyla rahmi çevreleyen dokunun kalınlaşması için işaret verirler. Eğer hamilelik gerçekleşmezse, hormon seviyeleriniz rahminizin kalınlaşan iç yüzeyinin parçalanmasına neden olarak düşer. Bu da vajina aracılığıyla vücudunuzdan dışarıya çıkan kanamaya (aylık adet süreciniz) neden olur.

Endometriyal doku vücudunuzun başka taraflarına da yerleştiğinde, normal biçimde davranmaya devam eder. Hormon seviyeleriniz artıp azaldıkça her ay kalınlaşmaya, parçalanmaya ve kanamaya devam eder. Yine de, bu yanlış yerde bulunan dokudan gelen kanın vücudunuzdan çıkabileceği bir yer olmadığı için, bu kan içerde sıkışır kalır ve etrafında bulunan dokuyu da tahriş edebilir.

Sıkışan kan yumurtalıkta kistlerin büyümesine neden olur. Kistler de, yara dokusuna ve yapışıklıklara -organları birbirine bağlayan normal olmayan doku- neden olabilirler. Bu süreç yanlış yerleşen dokunun bulunduğu alanda, genellikle leğen kemiğinde ve özellikle de adet dönemi süresinde ağrıya neden olmasına yol açar.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Ocak 20th, 2007 by admin | | 0 Comments

Stres yaşlanmayı hızlandırıyor

Devamlı stres yaşayan insanlarda kortizol hormonu aşırı salgılanıyor ve salgılama arttıkça yaşlanma da artıyor.

Hayatımızın her anında stresle karşı karşıya kalıyoruz. Gerilim, korku, baskı ve endişe gibi durumlarla karşımıza gelebilen stres, devamı halinde vücut dengelerini ciddi şekilde bozabiliyor.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Asuman Tokullugil, stres etkenlerinin vücutta ani tepkiler oluşturduğunu kaydederek, bireyin stres etkeniyle karşılaştığında, vücudunun kan basıncını yükseltmek ve gücü artırmak için ilk olarak ”adranelin” hormonu salgılandığını, stresin devamı halinde vücudun, ‘kortizol’ adlı hormonu salgıladığını söyledi.

Kaygı en büyük düşman

Prof. Dr. Tokullugil, kortizol yüksekliğinin beyindeki hücreleri öldürmeye varan etkileri olduğuna dikkat çekerek, ”Bazı hastalıklar zararlı etkenlerin vücutta birikmesi sonucu yaşlanmayla birlikte ortaya çıkar. Stres ise vücutta kortizol düzeyini yükselterek vücudun savunma sistemini bozduğu için yaşla birlikte ortaya çıkan bu durumların çok daha erken ortaya çıkmasına neden oluyor” dedi ve şu uyarılarda bulundu: ‘Kortizol düzeyinin yaşla birlikte artması doğaldır. Ancak stres, insan vücudundaki kortizol düzeyini artırdığından yaşlanmayı da artırır.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Ocak 20th, 2007 by admin | | 0 Comments

Mide hapları kemikleri zayıflatıyor

Mide yanmasına karşı kullanılan bazı ilaçların kemiklerin zayıflamasına yol açtığını biliyor muydunuz?

İngiltere’de yapılan geniş kapsamlı bir araştırmada mide ekşimesi ve yanmasına karşı kullanılan bazı ilaçların bir yıldan fazla alınmasının 50 yaş üstündekilerde kalça kırıkları riskini artırabildiği saptandı.

Araştırmacılar, söz konusu ilaçların mide asidini azaltırken kalsiyumun emilmesini zorlaştırdığını belirttiler.

Journal of American Medical Association’da yayınlanan araştırmada, İngiltere’deki 145 bin hastanın kayıtları incelendi. Araştırmada incelenen hastaların ortalama yaşının 77 olduğu belirtildi.

Bu ilaçları bir yıldan fazla kullananlarda kalça kemiği kırılmasının kullanmayanlara göre yüzde 44 daha fazla olduğu saptandı.

İlaçlar ne kadar uzun süre kullanılırsa riskin o kadar fazla olduğu belirtildi. Bir yıldan fazla süre yüksek dozda ilaç kullananlarda riskin 2,5 kat fazla olduğu belirlendi.

Araştırmada, ilaca bağlı kemik kırılmasının erkeklerde kadınlara göre daha fazla görüldüğü de tespit edildi. Bunun nedeninin, kadınların menopozdan sonra kemik erimesine karşı kalsiyum kullanmalarının olabileceği belirtildi.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Ocak 20th, 2007 by admin | | 0 Comments

Sonraki Sayfa »
Page 1 of 41234»
eXTReMe Tracker
Sağlıksal Sağlıkpenceresi cep telefonu Sağlık Sağlık Terimleri kadın moda haberleri estetik MedikaL doktor


80x15 random banner kodu