KÜÇÜK CİLT ARIZALARI

Nasır : Ayağa oturmayan ve onu sıkan ayakkabılar derinin üst tabakalarının sertleşmesine sebep olur. Bu sertlik yavaş yavaş ka­lınlık peyda eder. Ve sinir tabakasına tazyikle ağrı yapar. Ve bir tavuk gözü manzarası alır.

SiyiJler : Fasulye cesametinde yuvarlak, düz koyu renkli kü­çük urlardır. Bazı tahrişlerden meydana gelir, en ziyade ellerde olur.

Karnabahar şeklinde gelişen ve sulanan bir küçük deri uru da­ha vardır ki buna (kordiloma) derler. Frengide olur. Dış tenasül uzuvlarında ve serçde görülür.

Cilt Çatlakları : Bilhassa kışın olur. Derinin soğuğa karşı mukavemetsizliğinden ileri gelir.

Çil ve Sisler: istidat irsî olmakla beraber güneşin tesiriyle meydana çıkar daha ziyade kadında olur. Vücudun açıkta kalan yerlerinde yüzde görünür. Sarışın ve kırmızı saçlı kadınlarda daha fazla olur. Yazın koyulaşır, kışın soluklaşır.

Et Benleri : Cildin üzerinde hafifçe kabarık dururlar. Yüzde, boyunda gövdede görülürler. Anandan doğmadırlar. Bazan üstü kılla örtülüdür.

Benler : Anadan doğma küçük cilt lekeleridir Biçimleri çeşit­lidir. Renkleri sarı, esmer ve siyah olabilir. Bir şikâyete sebep ol­maları nadirdir.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Şubat 28th, 2007 by admin | | 0 Comments

Deri Kanseri

Siyil, nedbe ve benlerin yerinden veya müzmin tahrişlerinden meydana gelir. İlerlemiş yaşlarda olur. Dudaklarda, burun kanatlarında, göz kapaklarında, serçde olur. Başlangıçta bir küçük düğüm şeklindedir. Üstü kaşınırsa yara açılır ve bir kabarık peyda olur. Hastalık yavaş inkişaf eder. Etrafını yemeye başlama­sı bir iki sene daha fazla sürer.

Tedavi : Tedavi röntgen ve ameliyatladır.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Şubat 28th, 2007 by admin | | 0 Comments

Derinin Urları :

Kan damarları uru; Kızıl ur, (Angiyom) : Genişlemiş kan damarlarından yapılmıştır. Anadan doğma bir ur­dur. Bazan ceviz kadar büyüyebilir. En ziyade yüzde, boyunda ve ensede olur.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Şubat 28th, 2007 by admin | | 0 Comments

Çıban (furunkel)

Kıl kökünden veya yağ bezinden men­şeini alan mevziî bir deri iltihabıdır. Birçok çıbanlar aynı zaman­da zuhur ederse bu rahatsızlığa Furunkuloz derler. Çıbanlar da­ha ziyade koltuk altında, sırtta, oturulan yerlerde ve baldırda görülür. Mercimek büyüklüğünden güvercin yumurtası büyüklü­ğüne kadar olabilir. Çıban küçük cilt yaralarından vücuda giren mikroplardan meydana gelir. Şeker hastalığı bu çıbanların zu­hurunu kolaylaştırır. Çıbanın başladığı yer ağrı verir ve gergin­leşir. Cilt şişer ve kızarır ve yavaş yavaş kabarıklar peydah olur. Üç beş gün zarfında cerahat baş gösterir. Bu suretle çıban olgun­laşmış olur. Çıban patlayıp cerahat dışarı akınca ağrı azalır ve ölen dokular dışarı atılarak şifa hasıl olur. Birkaç çıbanın bir arada zuhuru (Karbunkel) ismini alır. Bunun genişliği el ayası kadar olabilir, iltihap daha derine gider. Cilt tahta gibi sertle­şir. Kabarcıklar peydah olur. Ve cerahat gelir. Hastanın umumî ahvâli bozulur. Ensede, yüzde bilhassa üst dudakta çıbanlar da­ha tehlikelidir.

Küçük ve ehemmiyetsiz çıbanlar antiseptik merhemlerle ge-çer.Meselâ ihtiyol merhemi. Bu tedaviye isnad eden vak’alarda sülfamitler ve penisilin  ÅŸifayı  temin  eder.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Şubat 28th, 2007 by admin | | 0 Comments

Deri yanıkları ve donmalar :

Sıcağın ve soğuğun cilt üze­rindeki tesiri şiddetlerine tâbidir. Bu bakımdan üç derece vardır. Birinci derece yamk cildin kızarmasıdır. ikinci derece kabarcık­lar tegekkülüdür. Üçüncü derece bütün cilt tabakalarının tahrip edilmesidir. Yanıklar şiddetli hararet alır, erimiş madenin tesi­riyle olur. Kaynar su ve buharlar cildin haşlanmasını intaç eder. Asitler ve kaleviler ciltte kavrulma yapar. Birinci derecede ya­nıkta cildin yalnız üst tabakası hasara uğrar. Cilt kızarır ve ağrı verir. Birkaç gün sonra yanan tabakalar pul pul dökülür. Ve bakiye olarak yanık yerinde koyu renkli bir tabaka kalır. İkinci derece yanıkta cildin üst tabakasında irili ufaklı ve ber­rak bir mayi ile dolu kabarcıklar peydah olur. Bir müddet son­ra kabarcıkların suyu emilir ve bunların yerine kabuk peydah olvr. Bazı vakalarda kabuğun üst tabakaları yırtılır ve derinin yanık tabakaları açıkta kalır. O zaman ağrı çoğlır. Üçüncü de­rece ynıkta deri kömürleşerek harap olur. Yanma derinin altın­daki tabakalara kadar yayılabilir. Harap olan dokular cerahat­lenerek dışarı atılır. Bunların yerine şiddetli ağrı veren ve ka­nayan et kabarcıkları görülür. Bunu takiben yanığın kenarından nedbe dokusu gelişmeye başlar. Bunun neticesinde bilhassa çeh­rede biçimsizlik peydah olur. Mafsallar civarında buruşmalar olur. Yanma sahası genişledikçe umumî hastalık belirtileri baş gösterir. Bu sahanın derinin muayyen bir kısmından fazlasını tahrip etmesi halinde hayat tehlikeye girer. Büyük kramplar, şuur bulanıklıkları, çılgınlıklar baş gösterir. Yanan saha derinin üçte birine varırsa hayatı kurtarmak mümkün olmaz. Hastanın hıçkırması ve içini çekmesi bu gibi hallerde fena bir akibete de­lâlet eder.Soğuğun âni olarak bilhassa burun, kulak, yanak gibi mü-tebariz yerlere tesiriyle buralardan kan çekilir, bu uzuvlar so­luklaşır ve katılaşır. Dokunulduğu zaman şiddetli ağrı verir. Bir müddet sonra ağrı kaybolur ve keçelenme hasıl olur. Deri kızarır ve hasta sıcak bir yere girince ağrılar yeniden başlar. Soğuk tedricen ve müteaddit defalarda tesir ederse el ve ayaklarda donma kabarcıkları peyda olur. Bu hal bilhassa kansızlarda olur. Buralar fazlaca şişer, koyu kırmızı düğümler peydah olur. Bun­lar sıcakta yanar ve kaşınırlar. Donmadaki tehlike yanmadaki kadar büyük değildir. Donmadan mütevellit ölümler de derinin hsara uğramasından ziyade bütün uzviyetin müteessir olmasın­dan ileri gelir. Deriden kan vücudun içlerine çekilir. Beyin boş­luklarına kan sızar,  bu da baygınlığa hattâ ölüme  sebep olur.

Tedavi : Birinci dereceden yanıklarda serin pansıman ağrıyı dindirir. Bu maksatla alüminyum asetal, veya sadece soğuk su kullanılır. Ilık su da bu vazifeyi görür. Yanık yerlere az miktar­da kollodyum sürülmesi iyi gelir. Kireç suyu ve keten tohumu yağı karıştırılarak ve içine biraz yumurta sarısı konarak yapılan pansıman iyi gelir. Bizmut merhemini ihtiva eden gaz bezleri de konabilir. Üçüncü derecede yanıklar cerrahî usulle tedavi edil­melidir. Biz burada yanıkları önlemek için bazı tedbirlerden bah­sedeceğiz. Bir kimsenin elbiseleri tutuştuğunda şahsın yere ya­tıp yuvarlanması alevlerin sönmesi bakımından iyi gelir. Halbu­ki tutuşanlar şuraya buraya koşarlar. O zaman hava ceryanı alevi daha da artırır. En iyi tedbir bir örtü veya battaniye ile hastayı sarmak ve yerde yuvarlanmasını temin etmektir. Haş­lanmalarda soğuk su dökerek elbiseyi ve vücudu soğutmalı ve hastayı sıcak bir odaya götürerek yere yatırmalı ve hemen he­kimi çağırmalı. Hekim gelinceye kadar hastaya sıcak çay, et su­yu içirmeli, elbiseleri keserek çıkarmalı, aksi takdirde kabarcık­lar patlar ve çok ağrı verir. Hastanın yanıkları üstüne lük su dökmeli. Kireç kuyusuna ve sabun kazanına düşenleri veya asit­lerle haşlananları düştükleri yerden hemen çıkarıp üstlerine bol su dökmeli, suyun içine biraz sirke, limon suyu veya sulandırıl­mış asit sülfirik katılabilir. Eğer şahıs asitlerle haglanmışsa su­ya kaleviler ilâve etmeli. Meselâ soda, kireç suyu kalevi sabun gibi. Göze kireç kaçmışsa bol suyla yıkanmalı.

Had donmalarda hastayı birdenbire sıcağa taşımaktan çe­kinmeli, onu serin bir yere taşımalı, karla, soğuk su ile, soğuk kumla ovmalı, ıslak bezle örtmeli. Uzuvlar kımıldatılabilecek hale geldiği zaman sıcak bir odaya taşınabilir. Yine müzmin don­malarda ve donma kabarcıklarına karşı sıcak banyolar iyi ge­lir. Banyoya tanen, kum, sirke ilâve edilebilir. Donuk yerler, pet­rol, ispirto, ihtiyol ile ovulmalı, arkasından da krem sürmeli, tentürdiyot sürmek de faydalıdır. Birinci dereceyi aşan donma­larda  mutlaka  hekim  çağırmalıdır.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Şubat 28th, 2007 by admin | | 0 Comments

Sakal kıran (Trikofiti) :

Sathî bir deri hastalığıdır. Çenede ve başta olur. Para şeklinde yer yer saçı ve sakalı döker. Man­tar hastalığıdır. İnsandan insana geçer. Bundan başka kediden ve köpekten de geçebilir. Vücudun başka yerlerinde de iltihaplı sahalar meydana getirebilir. Tedavisi, hastalık yapan mantarın öldürülmesiyledir. Trikofiti hastalığının bir şekli de vardır ki, cildin derinlerine girer. Sakal sahasında derine işleyen cerahat-lanmalar yapar.  Bu  şeklinin tedavisi daha güçtür.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Şubat 28th, 2007 by admin | | 0 Comments

Uyuz :

Uyuz böceğinin deriye girmesinden meydana gelir. Bu böcek hemen hemen gözle görülebilecek kadar büyüktür. Bi­çimi kaplumbağaya benzer. Sırtında dikenli çıkıntılar vardır. Er­keği dişisinden küçüktür ve çiftleşmeyi müteakip ölür. Dişisi deriye girer ve kendisine bir mecra deler ve geçtiği yere yumur­talarını ve gaitasını bırakır. İnsandan insana geçer. Hastalık parmak arasında, parmak mafsallarında, bilek mafsalında ve tenasül uzuvlarında başgösterir. Böcek deride ilerlerken cildi tahriş eder. Kabarcıklar peydah olur. Şiddetli bir kaşıntı duyu­lur. Kaşındıkça cilt daha fazla tahriş edilir. Vücut ısındıkça ka­şıntı artar. Çünkü sıcakta uyuz böcekleri daha fazla faaliyet gösterirler.

Hastalığı tedavi için böceği öldürmek lâzımdır. Bu hususta Vilkinson merhemi,  yeşil sabun,  peru  balsamı  tesirlidir.     Vücutiyioe sabunlandıktan sonra bu ilâçlardan biri kasıntı yerine iyice ovulur. Bu tedaviyi iki gün arka arkaya tatbik etmek lâzımdır. Hastanın çamaşırı ve elbiseleri kaynatılmalı veya ütüden geçi­rilmelidir. Tedavi bittikten sonra bütün vücut iyice temizlen­melidir.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Şubat 28th, 2007 by admin | | 0 Comments

Egzema :

Cildin müzmin bir iltihabıdır ki kaşıntı ile baş­lar, deri üzerinde kırmızı noktacıklar peyda olur. Etraf ÅŸiÅŸer, yavaÅŸ yavaÅŸ hastalık ilerleyerek deri üstünde kabarcıklar ve dü­ğümcükler peyda olur, bunlar sulanır, kabuk tutar, bu devrede hastalık ÅŸifa bulabilir. Fakat çok defa ÅŸiddetlenir, cilt kalınlaşır ve daima ıslanan bir yara sathı peyda olur. Bulaşıcı olmayan, fakat çok müzmin ve inatçı bir’ hastalıktır. Mütehassıs hekim tarafından muayene edilmelidir. İlk devrede ÅŸiddetli ilâçlar kul­lanmamalıdır. Talk pudrası ekmeli, hafif bir pomad sürmeli. Ek­zema meslekî bir hastalık olarak zuhur edebilir. Bazı kimyevî maddelerin tesiriyle meydana gelebildiÄŸi gibi sinir bozukluÄŸun­dan, vücutta yanmaların bozulmasından da olabilir. Chrisarion merhemi iyi gelir.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Şubat 28th, 2007 by admin | | 0 Comments

Deri tüberkülozu :

Vücudun içinden gelen verem mikropları deride yerleşip deri tüberkülozunu meydana getirebilirler. Evve­lâ küçük düğümcükler peyda olur. Bunlar büyüyerek birbirine kaynaşır. Bu suretle genişler. Deri bu sahada tahrip edilir. Ye­rine tüberküloz bir (taneli) doku kaim olur. Buna lupus denir. D. vitamini almak ve yemekleri tuzsuz yemek iyi gelir. Rejim olarak tuzlu şeyler, konserveler, füme etler, çorba hülâsaları ya­sak edilmelidir. Taze et, süt, yağ, meyve ve sebze  verilebilir.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Şubat 28th, 2007 by admin | | 0 Comments

Deri urları :

Deride yağ uru   (lipom),  bağ dokusu  uru   (fib-rom),   zuhur  edebilir  ki   bunlar  tehlikesizdir.   Fakat   fazla   büyüdükleri zaman ameliyatla alınmaları lâzımdır. Deride kanser de zuhur edebilir. Bu kanser vücudun başka yerlerindekine nisbetle daha az habistir. Ve erkenden radyum ve röntgenle tedavi altı­na alınırsa iyi olabilir.

Posted in Bütün Tıbbi Konular on Şubat 28th, 2007 by admin | | 0 Comments

Sonraki Sayfa »
Page 1 of 4012345678910»...SonSayfa »
eXTReMe Tracker
Sağlıksal Sağlıkpenceresi cep telefonu Sağlık Sağlık Terimleri kadın moda haberleri estetik MedikaL doktor


80x15 random banner kodu