UNUTMAMANIN SIRLARI
Uzun süre evli kalmış çiftlerin sıklıkla karşılaştıkları bir sorun var. Evlilik yıldönümünde kadın tarafından evde güzel bir masa ve hoş bir ortam hazırlanır. Hatta özenle seçilen bir hediye bile konur masanın üzerine. Akşam eve gelen eş, gördüğü manzara karşısında donup kalır. Eşinin bu ince düşüncesi karşısında sevinsin mi, kendi unutkanlığına dövünsün mü? Kafası allak bullak olur. Çünkü bu önemli gün tamamen akıldan çıkmış ve eve eli boş gelmiştir… Tabii ardından küçük tatsızlıklar yaşanır.
Peki, böyle bir durumda erkek ne kadar hatalı? Yoğun bir tempoyla geçen günlerimizde hangi birimiz kafamızı toparlayıp, hatırlamamız gereken şeyleri beynimizin bir köşesine not edebiliyoruz ki…
Stres altında çalışan herkes mutlaka zaman zaman unutkanlık yaşıyor. Bu çok dogal bir olay. Fakat çoğumuz böyle durumları belirgin yaşadığında, hemen “ Acaba hafızamda bir sorun mu var?” endişesine kapılıyoruz. Oysa gerçek olan; bazı ender rahatsızlıklar dışında, unutkanlığın yaşanılan günlük stresten kaynaklandığı. Buna şöyle bir örnek verebiliriz; hafızalarına çok güvenen kişiler bile zaman zaman telefon numaralarını unutabiliyor.
Hiç kimse mükemmel bir hafızaya sahip değil. Fakat unutkanlığımızı bazı küçük alıştırmalarla giderebiliriz. Beyin fonksiyonlarını araştıran bilim adamları, beynin çok ileri yaşlara kadar öğrenmeye açık oldugunu belirtiyor. Beyin yeni koşullara çok kolay uyum gösteren bir organ. Uzmanlar, beynin tahmin edildiğinden çok daha esnek bir kapasiteye sahip olduğunu vurguluyor. Bu noktadan hareket edersek, uzmanların da dediği gibi, beyin kapasitesi düzenli alıştırmalarla kolaylıkla artırılabiliyor.
Aşağıdaki 10 değişik alıştırmayı çeşitli zamanlarda, çeşitli ortamlarda uygulayabilir ve düzenli yaptığınızda, çok güzel sonuçlar alabilirsiniz. Kısacası, bu alıştırmalarla unutkanlığınızı unutbilirsiniz!
1 . Devrim alıştırması
Kulağa biraz çılgın gibi gelse de, bu aslında çok etkili bir yöntem. Bunun için günlük rutin alışkanlıklarınızda biraz değişiklikler yapmalısınız. Örneğin; sağ elinizi kullanıyorsanız, biraz da sol elinizi çalıştırmaya başlayın. Saçlarınızı sol elinizle tarayın veva kahve fincanını alışık olmadığınız elinizle tutun ya da çayınızı kaşıkla alışık oldugunuz yönün tersine karıştırın. Kalemi ters elinizle tutun. Biraz yaratıcılığınızı kullanın ve daha neleri tersten yapabileceğinizi bulun. Tabii bulduklarınızı da hemen deneyin. Sonuç olarak rutin alışkanlıklannızı kırar ve beyninizin kullanmadığımız diğer yarısını da harekete geçirmiş olursunuz.
2. Çocuk Oyunu Alıştırması
İşe ya da alışverişe giderken tıpkı bir çocuk gibi merak içinde bütün duyularınızı harekete geçirin: Bakın, dokunun, dinleyin, koklayın! Çiçek açan ağacın kokusunu keşfetmeye çalışın. Fırında satılan taze ekmeklerin kokularını algılamaya çalışın. Yürüdüğünüz zeminin özelliklerini hissedin. Bunun sizde nasıl duygular yarattığını anlamaya çalışın. Caddede duyduğunuz sesleri ayrıştırın. Yanınızdan geçen insanların tek tek konuşmalarını dinleyin. Evinizde gözlerinizi kapatarak bir yerlere ulaşmaya çalışın. Kısacası duyularınızı alışık olmadıgımz tarzda kullanın! Bu şekilde çok ender yaptığınız bağlantıları canlandırır, beyninizin kapasitesini artırırsınız. Eğer bu yaptıklarınızdan zevk alır ve insan veya olayları detaylı algılamayı sürdürürseniz, hafızanız her zaman canlı kalmaya devam eder. Duyu organlarmızın ne kadar fazlasını kullanırsanız, unutmak istemedikleriniz o kadar sağlam kalır.
3. Harf Alıştırması
Elinize bir gazete ve bir fosforlu kalem alın. Sırasıyla paragrafları okuyun ve çift yazılmış harflerin üzerini çizin. Orneğin; her çift “ t”nin, her çift “ m”nin üzerini işaretleyin. Bir sonraki aşamada kelime içinde birden fazla geçen harflerin üzerini çizin. Alıştırmayı yaparken, kelimelerin üzerinde fazla düşünmeyin ve hemen işaretleyin. Böylelikle konsantrasyon gücünüzün ne kadar uyarıldığını hemen hissedeceksiniz. Başarılı olma isteğiniz ve aldığınız zevk zihnin canlanmasını artırır.
4. Polisiye Alıştırması
“ Dün akşam şu saatte ne yaptım?”, “ Neredeydim?”, “ İki saat önce ne yaptım?” gibi, genellikle polisiye romanlarında veya filmlerinde sorulan sorulan kendinize yöneltin. Ve tabi cevaplamaya da çalışın. Bu alıştırma sonucunda yaptıklarınıza karşı dikkatinizi geliştirebilirsiniz. Ayrıca kısa hafızanızı da harekete geçirmiş olursunuz.
5. Yürüyüş Alıştırması
Asker yürüyüşü gibi olduğunuz yerde hareket edin. Sol bacağınızı her kaldırdıgınızda, önce sağ elinizle, sonra sol elinizle dizinize dokunun. Bu esnada o kadar esnek hareket edin ki, bacağınızı indirirken kolunuz başınızın üzerine gelecek kadar yükselmeli. Bu hareketleri birkaç kez tekrarlayın. Bunu yaparken sadece kan dolaşımınız hızlanmaz, aynı zamanda koordinasyon yeteneğiniz de artar. Böyle çaprazlama hareketlerle beyninizin her iki tarafını kullanmış olursunuz.
6. Ressam Alıştırması
Burnunuzun ucunda bir fırça oldugunu hayal edin. Bununla havaya en sevdiginiz renkte yatay bir sekiz çizin. Bu hareketi gevşek ve dengeli yapın. Kendinizi Leonardo da Vinci veya sevdiginiz bir başka ressamın yerine koyun. Bu çizim hareketleri yorgun zihninizi hemen canlandırır. Aynı zamanda beyni bloke eden stresi etkili bir biçimde yok eder.
7. Ajan Alıştırması
Bu alıştırmayı daha çok sokakta yapacaksınız. Çevrenizde bulunan arabaların plakalarına bakın ve plakada bulunan harflerden kelimeler, hatta cümleler türetmeye çalışın. Böylece sadece sıkışık trafiğin eğlenerek çabuk geçmesini sağlamaz, aynı zamanda kelime haznenizi geliştirir ve beyninizi canlandırırsınız. Bu alıştırma acil plaka ezberlemeniz gerektigi durumlarda çok işinize yarayabilir.
8. Resim alıştırması
Bu alıştırmayla alışveriş listelerini çok kolay ezberleyebilir, hafızanızı güçlendirebilirsiniz. Bunun için kalem kağıt alın ve kağıdın üzerine bir tane mum, bir kuğu, üç kollu bir kaktüs, üç yapraklı bir yonca, beş parmaklı bir el, hortumunu yukarı kaldırmış bir fil, sola dalgalanan bir bayrak, saatli bir yumurta, sapının üzerinde duran bir pipo, davul yanında duran bir adam, iki deniz feneri ve bir saat çizin. Her resim bir sayıyı sembolize ediyor. Ardından sembolleri sayılara göre ezberleyin. Örnegin; mum biri, kuğu ikiyi, kaktüs üçü ifade ediyor. Bu sıralamaya hakim olduğunuzda, sembollere aklınızda tutmanız gereken bir listeyi koyabilirsiniz. Eğer bu bir alışveriş listesiyse, mumun süt şişesinin üzerinde durduğunu, kuğunun boynunda portakal filesinin asılı oldugunu hayal edebilirsiniz. Bu alıştırmayla zihninizde listeler oluşturmayı daha kolay başarırsınız.
9. Otobiyografi Alıştırması
Düşünün ki hayat hikayenizi tekrar yazmanız gerekiyor. Burada işe gittiginiz ilkokuldan başlayabilirsiniz. Bunun için en yakın arkadaşınızın kim, tipinin nasıl oldugunu hatırlamanız gerekiyor. Tabii sınıfınızın düzenini, görüntüsünü de… Ayrıca sınıfınızın penceresinden neler göründügünüzü de hayalinizde canlandır-maya çalışın. Bu alıştırmayla kişilerle ilgili hafızanızı harekete geçirirsiniz.
10. Hipnoz Alıştırması
Özellikle stresli anlarınızda veya kaygıya kapıldığımızda olumlu sözcüklerden destek almaya bakın. Bunlarla olumsuz düşüncelerinizi yok eder, hedeflerinize daha kolay ulaşmanızı sağlarsınız. Eğer önemli bir görüşmeden önce, hafızanızın sizi yarı yolda bırakacağından korkuyorsanız, her gün gözlerinizi kapatarak kendi kendinize tekrarlayacagınız bir cümle belirleyin. Örnegin; “ Benim için gerekli olan her şeyi biliyorum ve çok sakinim” cümlesini tekrarlayabilirsiniz. Bu alıştırmada önemli olan, bunu her gün uygulamanız.
Posted in Bütün Tıbbi Konular on Nisan 30th, 2007 by admin | | 0 Comments
UNUTKANLIK YAPAN PROTEİN
Kimimiz az kimimiz çok ama hepimiz biraz unutkanız. Peki niye unutuyoruz? Bilim adamları insan beyninde bulunan bir proteinin unutkanlığa neden olduğunu belirledi
İsviçreli bilim adamları, bir proteinin unutkanlığa neden olduğunu tespit etti.
Nature dergisindeki habere göre, Zürich kentindeki İsviçre Konfederasyonuna ait Teknik Yüksek Okulda fareler üzerinde yapılan deneylerde, Phosphatase 1 (PP1) proteininin işlevi azaltıldığında, farelerin öğrendiklerini hatırlama yeteneğini kaybetmediği gözlemlendi.
Haberde, PP1 proteininin, insanlarda beyni gereksiz bilgilerden temizleyen karmaşık sistemin bir parçası olduğunun daha önceki araştırmalarda ortaya çıkarıldığı belirtildi.
Bilim adamları Isabelle Mansuy ve çalışma arkadaşları, PP1 proteininin işlevini tam olarak belirlemek için, deneyde kullanacakları farelerde bu proteini işlevsiz kıldılar.
PP1 proteini çalışan ve çalışmayan farelerle bir dizi deney yapan bilim adamları, PP1 proteini çalışmayan farelerin diğer farelere göre daha başarılı olduklarını ve öğrendiklerini haftalar sonra bile unutmadıklarını tespit ettiler. Mansuy, beynin kapasitesinin sınırlı olduğunu belirterek, beynin aktif bir koruma mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu ve PP1 proteinin bu mekanizmanın bir parçası olduğunu kaydetti.
Posted in Bütün Tıbbi Konular on Nisan 30th, 2007 by admin | | 0 Comments
TAİ CHİ: SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN
Eski bir dövüş sanatıyken, şimdi hastanelerde tedaviyi desteklemek için kullanılan Tai Chi, kalp gibi birçok hastalığa iyi geliyor, hafıza ve dengeyi güçlendirip stresi azaltıyor
Çinlilerin geleneksel sabah sporu Tai Chi, gerçek bir sağlık kaynağı çıktı. Amerikalı uzmanlar daha önce yapılmış 47 araştırmanın sonucunu inceleyerek, Uzakdoğu sporu Tai Chi nin kronik hastalıklara iyi geldiğini ortaya koydu. Eski bir Çin dövüş sanatı olan Tai Chi, denge kontrolü, esneklik ve kalp sağlığı kazandırarak, kalp ve multipl skleroz (MS) gibi hastalıklara iyi geliyor.
ABD nin Tufts New England Tıp Merkezi tarafından yapılan çalışmaya göre, bu sporun iyi geldiği alanlar hastalıklarla sınırlı değil. Çin de binlerce yıldır yapılan Tai Chi, doğru nefes alma teknikleri ve yavaş hareketlerle yapılan özel duruşların bir kombinasyonu. Tai Chi yapanlar bu sporun hafıza, konsantrasyon, sindirim, denge ve esneklik açısından olumlu etkileri olduğunu söylüyor.
Yaşlılarda düşme azalıyor
Uzmanların incelediği Çince ve İngilizce araştırmalar da, uygulayıcıların bu iddialarına tıbbi dayanaklar getiriyor. Uzmanlar Uzakdoğu dan çıkıp ABD ve Avrupa ülkelerinde de yaygınlaşan Tai Chi nin özellikle yaşlılar açısından büyük fayda sağlayabileceğini, bu sporu yapan yaşlı kişilerde düşme oranının az olduğunu belirtti. Ayrıca bu dövüş sanatının sağlıklı insanlara da faydası olduğu, acı, stres ve endişeyi azalttığı vurgulandı.
Yine sağlıklı kişilerde kalp ve solunum fonksiyonları üzerinde olumlu etki yapan Tai Chi, baypas, kalp yetmezliği geçirmiş hastalarda ve yüksek tansiyon, romatizma, MS, akut miyokardiyal enfarktüs rahatsızlıkları olan kişilerde yarar sağlıyor. Çin deki hastanelerde tedavi destekleyici olarak yaygın şekilde kullanılan Tai Chi sporu, Britanya daki bazı hastanelerde de uygulanıyor.
Posted in Bütün Tıbbi Konular on Nisan 30th, 2007 by admin | | 0 Comments
SÜREKLİ OTURMAK ZARARLI
Bilgisayar basinda, ofis masasinda ya da evdeki calisma masasinda gün boyu oturarak çalışanların zamanla kemikleri zayıflıyor, kan damarları daralıyor ve kaslarının şekli bozuluyor. Çaresi saatte bir ayağa kalkıp dolaşmak… Her 10 kişiden yedi ile dokuzu bel, her 100 kişiden 30-60 ı boyun ağrısı çekiyor. Bu durumun sorumlularından birinin de sürekli oturarak ya da uzun süre ayakta durarak çalışmak olduğuna dikkat çekiliyor. Gazeteciler,ogrenciler,memurlar, doktorlar, muhasebeciler, operatörler ve tezgâhtarlar en çok risk altında olanlar.
Yatarak dinlenin
Sürekli oturan insanın kemiklerinin zayıfladığını, bel, boyun ağrıları meydana geldiğini, damarların daraldığını, kasların boyunun kısaldığını, esnekliğin azaldığını, eklemlerin şeklinin bozulduğunu belirten doktorlar, ağrılara engel olmanın saat başı ayakta gezinmek olduğunu ifade ederek, yatarak dinlenmenin de ağrılara iyi geldiğini kaydettiler
İşte en ideal oturma biçimi!
Gün boyu oturmak söz konusu olduğunda en ideali rahat etmek . Gün boyu masa karşısında dirsek çürütürken yandaki gibi ideal şartlara sahip olamayanların dikkat etmesi gerekenlerse şunlar: Sırtınız dik olmalı. Masa, çalışırken eğilmenizi gerektirmeyecek yükseklikte ve uzaklıkta olmalı. Masayla vücut arasında kolları esnekçe kullanmayı sağlayacak bir oran bulunmalı. Doğru oturuş pozisyonunu koruyabilmek için bulunulan ortamın aydınlatması ve ısısının da kişinin rahat edebileceği durumda olması gerekiyor. Tüm bunlar sağlandığında bile, bir saatte bir kalkıp 5-10 dakika dolaşarak kasları hareket ettirmek gerekiyor.
Posted in Bütün Tıbbi Konular on Nisan 30th, 2007 by admin | | 0 Comments
SU-JOK: ELLER BEDENİN AYNASIDIR
Alternatif tıbbın yeni tanınmaya başlayan dalı “ Su-Jok”a göre, eller ve ayaklar, bedenin gerçek bir aynası ve bu organlarda, tüm bedendeki rahatsızlıkları iyileştirecek “ uzaktan kumanda” fonksiyonu bulunuyor.
Kırımlı Psikolog Dilara Trubach, Su-Jok’un, baş ağrısı, sara nöbeti, kabızlık, ishal, bulantı, kramp, romatizma, lumbago, siyatik gibi rahatsızlıklarla, cinsel fonksiyon bozuklukları ve kulak-burun-boğaz hastalıklarına karşı etkili olduğunu söyledi.
Dilara Trubach, Kore dilinde “ Su ”nun el, “ Jok”’ un da ayak anlamına geldiğini, Güney Koreli Prof. Dr. Park Jea Woo tarafından geliştirilen alternatif tıbbın bu dalının, geleneksel akupunktur yöntemlerine katkıda bulunmayı amaçladığını söyledi. Moskova Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun olduğunu, daha sonra Taşkent’te 1 yıl akupunktur, Tibet’teki bir Su-Jok okulunda “ Dalai Lama Bitkisel Bilgisi” ve Aşkabat’ta da hipnoz eğitimi aldığını anlatan Trubach, Türkiye’de çok yaygın olmayan Su-Jok’un, tüm dünyada çok iyi bilindiğini kaydetti.
Trubach, anatominin bütünü incelendiğinde, elerin ve ayakların, bedenin küçük, ancak gerçek bir aynası olduğunun görülebileceğini belirterek, “ Bu bakışla, el ve ayaktaki baş parmak, kafamıza tekabül eder. Bunun ötesinde elde avuç, ayakta da taban ve 5 parmak vardır. Tıpkı gövdemizden uzanan kollar ve bacaklarımız gibi. Her parmakta boğumlar bulunmaktadır. Tıpkı kol ve bacaklarımızın üç bölümden, baş ve boynumuzun iki bölümden oluşması gibi” dedi.
Su-Jok’a göre, el ve ayakların insan vücudunun minyatürü olduğunu ve üzerinde vücudun çeşitli organlarına karşılık gelen noktalar bulunduğunu anlatan Trubach, tedavinin, rahatsızlık bulunan organların el ve ayaklarda karşılık geldiği noktaların masajla harekete geçirilmesinin yanı sıra tohum, diken ve küçük taşlar gibi doğal uyarıcılarla yapılabildiğini bildirdi. Trubach, Su-Jok’un, baş ağrısı, sara nöbeti, kabızlık, ishal, bulantı, kramp, romatizma, lumbago, siyatik gibi rahatsızlıklarla, cinsel fonksiyon bozuklukları ve kulak-burun-boğaz hastalıklarına karşı etkili olduğunu söyledi.
Su-Jok’un uygulamasının kolay olduğunu vurgulayan Trubach, şunları kaydetti: “ Su-Jok’un, doğru uygulama karşısında etkisi çabuk ortaya çıkar. Birkaç dakika içinde ya da birkaç saniye sonra etkisi başlar. Elleriniz ve bilgilerin saklı olduğu başınız, daima sizinledir. Metodu uygularken, kullanacağınız aksesuvarı da her zaman kolaylıkla temin edebilirsiniz. Bu tedavi edici sistemi yaratan, doğanın kendisidir. Su-Jok’da yanlış uygulama asla kişiye zarar vermez, sadece yaptığı işlem etkisiz olur.”
Posted in Bütün Tıbbi Konular on Nisan 30th, 2007 by admin | | 0 Comments
STRESTEN KURTULMANIN EN KOLAY YOLLARI
Güney Carolina Psikoterapi ve Hipnoterapi Kliniği Başkanı Dr. Güngör Özbek, psikolojik hastalıkların tamamının, fizyolojik hastalıkların da yüzde 60 ının stres kaynaklı olduğunu söyledi ve stresten kurtulmanın pratik yollarını açıkladı.
Dr. Özbek, ” Aşırı sabırsızlık, diş ve yumrukları sıkma, karşıdakine sürekli ters cevaplar verme, başkalarına çabuk kızma ve onları dinlememe, aniden kızıp küfretme, yerinde duramama, çok konuşma durumlarında, aşırı stres altındayız demektir. Psikolojik hastalıkların tamamı, fizyolojik hastalıkların da yüzde 60 ı stres kaynaklıdır” dedi.
Stres kaynakları
Çalışma hayatı, evlilikte ve kişisel ilişkilerde yaşanan sorunlar, zaman baskısı altında boğulma ve kendisini yetersiz bulmanın stres yaratacak ” iç çatışmalara ” neden olabiliyor.
Stres atma yöntemleri
Dr. Özbek, stresi atmanın en güzel yolunun, ” saatte 6 kilometre hızla yürümek ” olduğunu bildirerek, ” Beyin, yürüyüş sırasında endorfin salgısını üreterek, vücudu dinlendiriyor” dedi. Bir diğer stres atma yönteminin de ” pozitif düşünmeyi öğrenmek” olduğunu bildiren Dr. Güngör Özbek, negatif düşüncenin beyini olumsuz yönde etkileyerek stres yarattığını söyledi.
Yoga, meditasyon, hipnoz ve gevşeme gibi teknikler de stres atma yöntemlerinin başında geliyor. Tabiat şartları ve ekonomik koşulların ağırlaşmasına paralel olarak stresin de arttığına dikkati çeken Özbek, yine Amerika da yapılan bir araştırmanın, doktora gidenlerde sorunlarının yüzde 90 ının strese bağlı olarak geliştiğini ortaya koyduğunu söyledi.
Posted in Bütün Tıbbi Konular on Nisan 30th, 2007 by admin | | 0 Comments
STRESLE MUCADELENIN 15 YOLU
Gerek evde yerine getirmek zorunda olduğunuz sorumluluklar yüzünden, gerekse işteki karmaşa yüzünden eve geldiğinizde kendinizi gerilmiş, kopmak üzere olan bir ip gibi mi hissediyorsunuz? Hayatınızı kontrol etmek kendi elinizde.
1- “Günde en az bir öğün dengeli beslenin.”
Zinde bir sağlık ve strese karşı dayanıklılık için beslenme çok önemli.Düzenli bir beslenme planı tahıllar ,meyva ve sebzeler,günlük süt ,yoğurt,yumurta gibi protein bakımından zengin yiyecekleri içermeli,şeker,yağ ve tuz bakımındansa fakir olmalıdır.
Ayrıca stresle başa çıkmada etkili olan B ve C vitaminlerinden yeterli derecede aldığınızdan emin olun.(B vitamini bütün tahıllar,yumurta fındık ve kırmızı etlerde, Cvitamini ise turfanda meyva ,yeşil yapraklı sebzelerde bol miktarda bulunur.
2- “Geceleri en az yedi,sekiz saat uyuyun.”
Kronik uykusuzluk bitkinliğe yol açar ki bu da üretkenliğinizi ve stresle başa çıkabilme yeteneğinizi azaltır.Haftad a en az 4 gün yedi sekiz saat uykuya ihtiyacımız var.En iyi şekilde dinlenemek için yapmanız gereken şey her gün aynı saatte yatağa girerek,aynı saatte uyanmak.Alkol ,nikotin ,kafeinden ve uyumadan önce yatağa girmekten kaçının .
3- “Doktorunuzun tavsiyelerine uyun.”
Eğer hipertansiyon,kalp rahatsızlıkları,şeker hastalığı,veya sırt ağrılarınız varsa doktorunuzun sözlerinden dışarıya çıkmayın. Ayrıca düzenli olarak check up yaptırın.
4- “Haftada en az üç kez spor yapın.”
Aksatmadan ,çok ağır olmamak üzere düzenli olarak yapılan egzersizler kalbi kuvvetlendirir,dolaşımı hızlandırır,kolestrol seviyesini indirir, bunun yanında stres atmanıza da yardımcı olur . Haftada en az üç kez yapacağınız egzersizlerle örneğin yürüyüş,bisiklete binmek,yüzmek gibi ,hem kafanızı tüm sorunlardan arındırın,hem de forma girin. Ancak fazla yorulmaktan kaçının.
5- “Aldığınız kafein miktarını sınırlayın.”
Fazla miktarda kafein sağlığınıza zarar vererek strese yatkınlığınızı artırır. Sizi sabırsız,sinirli yapar,yemek ve uyku düzeninizi bozar. Ayrıca yediğiniz yiyeceklerde bulunan B ve C vitaminlerinin işlevliğini azaltır. Kafeinin aniden bırakılması ise başağrısı,huzursuzluk,depresyon,ve endişeye neden olabilir. Bu nedenle fazlaca çay,kahve içiyorsanız her gün birer bardak azaltmak kaydıyla asgari düzeye indirin.
6- “Sigarayı bırakın.”
Çoğu sigara tiryakileri nikotinin rahatlatıcı olduğunu söyler. Halbuki sanılanın tam tersi bu zehir, vücut sistemine bağımlılık yaratan bir stres daha ekler. Eğer sigarayı bırakmak için yardıma ihtiyaç duyuyorsanız sigarayı bırakmak isteyen bir arkadaşınızla bu işi deneyebilirsiniz veya bir psikoloğa başvurabilirsiniz.
7- “Haftada dört bardaktan fazla alkollü içecek içmeyin.”
Bazı insanlar stres dolu bir günün akşamında fazlaca içerek rahatlayacaklarını düşünürler. Ama gerçekte alkol vücudun kimyasal dengesini bozarak kan dolaşımını aniden hızlandırır ve tansiyonun yükselmesine neden olur. Fazla alkol stresinizi azaltmak yerine arttırır.Bunun yerine yürüyüşe çıkabilir,arkadaşlarınızla birlikte olabilir veya hafif bir müzik dinleyebilirsiniz.
8- “Kilonuzu kontrol edin.”
İnsanın kendi fiziksel görünümüyle barışık olması stresle başa çıkabilmesinde en yardımcı faktörlerden biri. Kendinizi beğenmeniz demek aynı zamanda kendinizi güçlü hissetmeniz demektir. Ancak zayıflarken dikkat edin sinirleriniz de zayıflatmasın. Hızlı kilo verdiren rejim listeleri aynı zamanda sinirlerinizi de zayıflatmak için birebirdir. Bunun yerine yağı ,şekeri azaltın,lifli ve taze yiyecekleri yemeğe özen gösterin. Sadece acıktığınızda,sıkıldığınızda,üzüldüğünüzde,stresli olduğunuz zamanlarda yemek yemekten de vazgeçin.
9- “Sevdiklerinizi bulduğunuz her fırsatta öpün, sarılın”
Araştırmalar düzenli olarak ilgi gören ve başkalarına şefkat gösteren insanların daha uzun yaşadığını ve daha sağlıklı olduğunu gösteriyor. Stresli geçen bir günün ardından sevdiğiniz insanla en az onbeş dakika baş başa kalın.
10- “Akrabalarınızla ilişkilerinizi devam ettirin.”
Güç durumlarla karşı karşıya kaldığınızda ,aileniz en yakın ve en büyük manevi desteği sağlar. Eğer yakın oturduğunuz ama samimi olmadığınız akrabalarınız varsa ,daha sık görüşmeye çalışın.Ara sıra uğrayıp hatırlarını sorun,akşam yemeğine davet edin. Eğer yakınınızda değillerse telefon açın,özel günlerde kartlar atın. Unutmayın ki insanların her zaman birbirlerinin öneri ve desteklerine ihtiyaçları vardır.
11- “Finansal geleceğinizi planlayın.”
Para stresle başa çıkmada önemli bir kaynaktır. Paranız olduğu müddetçe kendinizi güvende hissedersiniz,yarınla ilgili endişeleriniz en aza inmiş olur . Bu nedenle eşinizle bir araya gelerek aile bütçenizi planlayın ve bu bütçeden arttırabileceğiniz para miktarını belirleyin.
12- “Dini bağlarınızı kuvvetlendirin.”
Dini inançlar,kendinizi yanlız ve çaresiz hissettiğinizde ,size destek verebilecek güçlü bir kaynaktır. Güven duygusu ,kendini huzurlu hissetmek,hayata bir anlam ve amaç vermek yaşadığınız stresi azaltmaya yardım eder.
13- “Sosyal aktivitelere katılın.”
Sosyal klüpler, organize bir şekilde insanlarla bir araya gelerek aynı ilgi ve amaçları paylaşmayı sağlar. Burada edindiğiniz arkadaşlar sizinle pek çok konuda iş birliği yapabilir ve destekte bulunabilir.Hayır kurumları,parti kolları,spor klüplerine üye olmayı deneyin.
14- “Güvenebildiğiniz yakın arkadaşlar edinin.”
Kendinize yakın hissettiğiniz,sırlarınızı paylaştığınız,yakın bir arkadaş özel hayatınızın önemli bir parçasıdır. İngiltere de yapılan araştırmalar oldukça yoğun stres altında olan ve hiç bir yakın arkadaşı olmayan kadınların ,yakın arkadaşı olanlara nazaran daha fazla stres yaşadığını ortaya koymuş. Atalarımız boşuna ev alma komşu al dememişler.İyi bir arkadaş kötü günlerinizde de yanınızda olarak derdinizi paylaşır.
15- “Olumsuz duygularınızı kafanızdan atın.”
Öfke,endişe ve depresyon duyguları strese girmek için birebirdir. Bu tür duygulardan sıyrılmaya çalışmak strese karşı direncinizi arttırır. Duygularınızı olumlu yönde ifade edin,iyimser olmaya çalışın.Sabırlı ve temkinli olun,olayların olumsuz sonuçlarına karşı kendinizi önceden hazırlayın.
Posted in Bütün Tıbbi Konular on Nisan 30th, 2007 by admin | | 0 Comments
STRESIN FAYDASI
Stresli erkeklerin büyük bölümünün daha iyi bir iş bulma eğiliminde olduğu, bunun da sağlığı olumlu yönde etkilediği düşünülüyor.
Bilim adamları, stresin her zaman kalp hastalıklarına yol açmadığını ortaya çıkardılar.
Glasgow bölgesinde çalışan orta yaş İskoçyalı erkekler üzerinde yapılan araştırmada, denekler 20 yıl süre ile gözlendi. Fazla stresli olduklarını ifade edenlerin, genellikle daha fazla hastalıklardan şikayet ederek hastaneye başvurduklarını belirleyen araştırmacılar, bu yüzden bazı analizcilerin, stresin kalp hastalıklarına yol açtığı düşüncesine vardıklarını belirttiler. Kalp hastalıkları şikayetiyle hastaneye başvuran deneklerin kalp elektrokardiyogramlarını inceleyen uzmanlar, yüksek stres içinde bulunduklarını rapor eden deneklerde, kalp hastalıklarının ve kalp hastalıklarından meydana gelen ölümlerin düşük olduğunu tespit ettiler. Kendilerini yüksek stres içinde hisseden deneklerin, sigara kullandıklarını ve içki içtiklerini belirleyen uzmanlar, sonucun kendileri için sürpriz olduğunu söylediler.
Araştırmacılar, stresli erkeklerin büyük bölümünün daha iyi bir iş bulma eğiliminde olduğunu, bunun da sağlığı olumlu yönde etkilediğini düşünüyor.
Posted in Bütün Tıbbi Konular on Nisan 30th, 2007 by admin | | 0 Comments
STRESIN BAGISIKLIK SISTEMINE ETKISI
“Brain, Behavior and Immunity” (Beyin, Davranış ve Bağışıklık) adlı derginin Ağustos sayısında yer alan araştırmaya göre, insanlarda stres iki şekilde etkili oluyor. Stres bazılarında kalbin şiddetli kan pompalamasına, bazılarında ise damarların sertleşmesine yol açıyor. Stresin kalbi zorlamasıyla tansiyonun yükseldiğini belirten uzmanlar, damarların sertleşmesiyle de kan dolaşımının etkilendiğini kaydediyor.
Önceki araştırmalarda psikolojik kronik stresin bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etki meydana getirdiği ve bağışıklık sistemi kapasitesinin hastalıklarla savaşta azaldığı belirlendi. Yeni araştırmada, kalbin strese karşı büyük duyarlılık gösterdiğini saptayan araştırmacılar, bu tepkinin kalp hastalıklarında rol oynadığını belirtiyor.
California Üniversitesi’nde 56 sağlıklı erkek ve kadın denek üzerinde yapılan araştırmalarda, deneklere stres meydana getirebilecek, gerçek yaşamdan alınmış iki ayrı olayla ilgili konuşma yapıldı. Deneklere bağışıklık sistemini ölçen kan testi uygulayan araştırmacılar, strese karşı sadece kalp duyarlılığı gösteren deneklerde, kandaki beyaz kürelerden akyuvar cinsi lenfositlerin tekrar bölündüklerini ve yayıldıklarını gözledi.
Bir çeşit beyaz kan hücreleri olan lenfositlerin tekrar bölünüp yayılmalarının, kalp hastalıklarında meydana gelen “iltihaplanma” ile ilgilisi olduğu düşünülüyor. Strese karşı damar sistemiyle duyarlılık gösteren deneklerde ise aynı duruma rastlanmadığı bildirildi.
Posted in Bütün Tıbbi Konular on Nisan 30th, 2007 by admin | | 0 Comments
STRES VE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Strese kalbiyle duyarlılık gösterenlerde bağışıklık sistemi sorunları daha fazla.
Strese kalbiyle duyarlılık gösterenlerin, damar sistemiyle duyarlılık gösterenlere göre daha fazla bağışıklık sistemi sorunu yaşadıkları saptandı.
Brain, Behavior and Immunity (Beyin, Davranış ve Bağışıklık) adlı derginin Ağustos sayısında yer alan araştırmaya göre, insanlarda stres iki şekilde etkili oluyor. Stres bazılarında kalbin şiddetli kan pompalamasına, bazılarında ise damarların sertleşmesine yol açıyor.
Stresin kalbi zorlamasıyla tansiyonun yükseldiğini belirten uzmanlar, damarların sertleşmesiyle de kan dolaşımının etkilendiğini kaydediyor. Önceki araştırmalarda psikolojik kronik stresin bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etki meydana getirdiği ve bağışıklık sistemi kapasitesinin hastalıklarla savaşta azaldığı belirlendi.
Yeni araştırmada, kalbin strese karşı büyük duyarlılık gösterdiğini saptayan araştırmacılar, bu tepkinin kalp hastalıklarında rol oynadığını belirtiyor. California Üniversitesinde 56 sağlıklı erkek ve kadın denek üzerinde yapılan araştırmalarda, deneklere stres meydana getirebilecek, gerçek yaşamdan alınmış iki ayrı olayla ilgili konuşma yapıldı.
Deneklere bağışıklık sistemini ölçen kan testi uygulayan araştırmacılar, strese karşı sadece kalp duyarlılığı gösteren deneklerde, kandaki beyaz kürelerden akyuvar cinsi lenfositlerin tekrar bölündüklerini ve yayıldıklarını gözledi. Bir çeşit beyaz kan hücreleri olan lenfositlerin tekrar bölünüp yayılmalarının, kalp hastalıklarında meydana gelen iltihaplanma ile ilgilisi olduğu düşünülüyor.
Strese karşı damar sistemiyle duyarlılık gösteren deneklerde ise aynı duruma rastlanmadığı bildirildi.
Posted in Bütün Tıbbi Konular on Nisan 30th, 2007 by admin | | 0 Comments
Sonraki Sayfa »